İstiklal Marşı Ne Zaman Yazıldı? 2023 İstiklal Marşı’nın Kabulünün Kaçıncı Yılı?

12 Mart, İstiklal Marşı’nın kabul yıl dönümü olarak her yıl coşkuyla kutlanıyor. Sözlerini Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı, bestesini ise Osman Zeki Üngör’ün yaptığı İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlık sembolü olarak ele alınıyor. Bu anlamlı günde, İstiklal Marşı ne zaman kabul edildi? Bu yıl İstiklal Marşı’nın kabul edilişinin kaçıncı yıl dönümü? gibi sorular internette araştırılıyor. Peki, İstiklal Marşı hangi yılda yazıldı, kabul edildi? 2023 İstiklal Marşı’nın kaçıncı yıl dönümü? İşte detaylar.

Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında Milli Mücadele’yi milli ruhu ortaya koyarak kazanma amacıyla Maarif Vekaleti, 1921 yılında bir şiir yarışması düzendi. Ön elemeyi geçen yedi şiir, 12 Mart 1921’de Mustafa Kemal’in başkanlığını yaptığı Meclis oturumunda tartışmaya açıldı.

Mehmet Akif’in şiiri okunduğunda milletvekilleri, büyük bir heyecana kapıldı ve diğer şiirlerin okunmasına gerek görülmedi. Bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Akif’in şiiri coşkulu alkışlarla kabul edildi.

İstikal Marşı kabül ediliş tarihi

I. İnönü Savaşı’ndan sonra milli ruhu ortaya çıkarmak amacıyla Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşı, 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi.

İstikal Marşı bestecisi kimdir?

İstiklal Marşı’nın bestecisi, Osman Zeki Üngör’dür fakat 1930 yılına kadar Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi ile çalınmıştır. 1930’dan sonra dönemin Senfoni Orkestrası Şefi olan Osman Zeki Üngör’ün 1922’de bestelediği bugünkü şiir yürürlüğe konmuş  ve marş olarak okunmaya başlanmıştır.

2023 İstiklal Marşı’nın kabul edilişinin kaçıncı yılı?

İstiklal Marşı’mızın kabulü, 12 Mart 1921 tarihinde gerçekleşti. 2023 yılı İstiklal Marşı’mızın kabulünün 102. yılıdır.

İstiklal Marşı sözleri

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

“Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,

Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,

Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli,

Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder, varsa taşım,

Her cerîhamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden naaşım,

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir